Bilinçli Hippiler Topluluğu Manifestosu

Alıntıdır:

Dünya bir uçurumun eşiğinde!
Bunu hissediyoruz. Medya her ne kadar bizi sakinleştirmeye ve olanları bastırmaya çalışsa da bir şeylerin ters gittiğinin farkındayız. Televizyonlarda sürekli dünyada olanı biteni sisleyecek programlar ve diziler yayınlanıyor…
Son 50 senede dünya hiç bu kadar hızlı ve köklü değişiklikler göstermemişti. 10 sene öncesiyle bugünü bile kıyaslamanız değişimin oranı hakkında fikir sahibi olmamızı sağlayacaktır. Ancak değişim sadece teknoloji alanında değil. İnternette dünya nüfusunu, hastalıkları, son yılların sıcaklık ortalamaları vb. istatistikleri gösteren sitelere bakarsanız rakamların korkunç hızlarla arttığını göreceksiniz…

Bir yanda her gün açlıktan, susuzluktan ve önlenebilir hastalıklardan ölen onbinlerce küçük çocuk, öte yandan her sene sırf yeni modeli çıktığı için yüz binlerce dolarlık arabalarını değiştiren zengin ünlüler…

Doğal kaynaklarımızın 1/3′ü tükendi bile. Korkunç bir hızla tüketiyoruz…

Hastalık, ölüm ve savaşlardan para kazanıyoruz, başta petrol olmak üzere doğal kaynakları ele geçirmek için birbirimizi öldürmekten çekinmiyoruz. Kendi leşimizi yiyor gibiyiz…

Yediğimiz gıdaların genetiği değiştiriliyor. Genetiği değiştirilmiş bitkilerin polenleri kontrolsüzce yayıldığından küresel bir doğa felaketine sebep olabiliriz. Bu yüzden Norveç’de dünyadaki bütün bitki türlerinin tohumlarının orjinallerini saklamak üzere bir global tohum deposu kuruldu.

Hayvanlara et ve süt makinesi gözüyle bakılıyor. Daha fazla et ve süt üretimi için hormonlar ve antibiyotikler veriliyor. Daha az maliyet için hayvanlara akıl almaz acılar çektiriliyor…

Marketten aldığınız herhangi bir şeyin içinde ne olduğunu okuyun. Koruyucu katkı maddeleri (E-numarası 200-299 arası) ve antioksidanlar (E 300-399), bakteri, mantar ve mayanın oluşmasını engelleyerek, yiyeceğin kısa zamanda bozulmasını önler. Bakteri, mantar ve maya gibi doğanın önemli parçalarının oluşmasını önleyen bu katkı maddeleri sizce vücudumuzda ne gibi değişikliklere sebep oluyordur? Ne yediğimizi bilmiyoruz, her şey kansere sebep olan katkı maddeleri içerir oldu.
Küresel ısınma belki de geri dönülmez bir noktaya girdi bile. Ancak cüzdanının şişkinliğinden başka hiçbir şeyi umursamayan insanlar yüzünden bu konuya gerekli önem gösterilmiyor…

Sistem kısa devre yaptı, hükümetler bunca şeye karşı bir şey yapamaz, çünkü hükümetleri BÜYÜK ŞİRKETLER gizlice kontrol eder. Paranız varsa hükümetleri kontrol edersiniz. Dünyanın en büyük 100 ekonomisinden 51′i çok uluslu şirketlerdir ve bu şirketler güçlü kalmak için politik meselelerle ilgilenmek, hükümetlere sızmak zorundadırlar.
Görünen köy kılavuz istemez. Sonumuz iyiye gitmiyor.

Bazen çok uluslu büyük şirketler bile değişim ister ama bir şey yapamazlar, çünkü büyük şirketler BİZİM TALEPLERİMİZE bağlıdır.

Bize bir şey satabilmek için kıvranırlar, televizyonlarda, gazetelerde, internette her yerde reklamlarını görürüz, bu reklamlar onların acı çığlıklarıdır.

Kendi mallarını satabilmek için, eğitim sistemine el atıp bizi cahilleştirecek bir eğitim verdirirler, değer yargılarımızı çarptırırlar ve mal sahibi olmanın sosyal statü kazandırdığını sanırız. Gene bu malları daha ucuza mal edip, daha çok para kazanmak için, kaynak arar, savaşlar açar, tehditler eder, dinleri sömürür, başka ülkelerin doğal kaynaklarını sömürür, çevre haklarını ihlal eder, her şeyin genetiğini değiştirir, talebi arttırmak için bilinçli kıtlık yaratır, sansür getirir, medyayı kontrol ederler. Başka ülkelerin iç işlerine el atar, böler, parçalar, böylece ülkeleri fakirleştirirler.

Fakirleşen bu ülkede ucuz işgücü ile günde 2 dolara çalıştırdıkları insanların emeğini, hükümete olan kontrolleri sayesinde, ülkeyi serbest piyasa ekonomisine açarak kendileriyle rekabet edilmelerini imkansızlaştırırlar, kanlı satranç taşlarını adım adım dünyanın sonuna sürerler.

Bizler bireyler olarak bu yanlışlara dur demek zorundayız. Çocuklarımızı, torunlarımızı, kendimizi, doğamızı, dünyamızı, insanlarımızı düşünüyorsak açgözlü insanların bunlara zarar vermesini durdurmak ve engellemek zorundayız. Gördüğünüz gibi değişim hükümetlerin, şirketlerin elinde değil. Değişim sadece ve sadece bizim elimizde. Eğer hükümetler bir şey yapabilseydi Kyoto Protokolü bir işe yarardı.

Peki ne yapabiliriz?

“Dünyanın kötüye gittiğini biliyorum ama ben bu küçük dünyada neyim ki? Elimden büyük devlerle savaşmak için hiçbir şey gelmez.” diyebilirsiniz.

İlk önce potansiyelinin gücünü küçümseyenlere Betty Reese’nin sözleriyle cevap vermek istiyorum:

“Eğer etkili olamayacak kadar küçük olduğunu düşünüyorsan, yatak odana hiç sivrisinek girmemiş demektir.”

İnsanların size “Boşuna uğraşıyorsun, elinden bir şey gelmez.” demelerine aldırış etmeyin. Onlar bugüne kadar konuşmak haricinde bir şeyler yapmayı denemiş mi?

Aşağıda bahsedilen eylemler, Mahatma Gandhi’ninde kullanarak Hindistan’ı İngiliz yönetiminden kurtardığı stratejilerin, günümüzün teknolojisiyle harmanlanmış halidir. Aynı stratejiler daha güzel bir dünya yaratmak içinde kullanılabilir, çünkü bunlar pasif saldırı stratejileridir. Hiç kimse bunları yaptığınız için sizi suçlayamaz ve sizi bunları yapmaktan engelleyemez.

Temel anlamda yapılacak en uygulanabilir eylemler şunlardır:

1)Bilinçlenin; dünyanın içinde bulunduğu konumu, açgözlü insanların, şirketlerin hedeflerini ve bu hedeflere ulaşmak için izlediği stratejileri internetten araştırmalı ve mümkün olduğunca kendinizi geliştirmelisiniz. Yaşamınızın her anının nasıl kontrol edildiğini göreceksiniz. (Başlangıç olarak Zeitgeist belgesellerini tavsiye ederim)

2)Bilinçlendirin; çevrenizi, arkadaşlarınızı, ailenizi geleceğin barındırdığı tehlikeye karşı uyarmalısınız. İnternet en kolay yoldan insanları bilinçlendirmenizi, bilinçlenmenizi, sizinle aynı hedeflere sahip insanlarla arkadaşlık kurup, fikir ve bilgi alışverişi yapmanızı sağlayacaktır.

3)İhtiyacınız olmadığı sürece hiçbir şey almayın. Eşyalarınızı tamir etmeye çalışın, mal varlığına sahip olmanın size sosyal statü kazandırdığını düşünmeyin. Ne kadar az ve eski varlığınız varsa, dünyanın ve çocuklarınızın geleceğine yapacağınız katkı için kendinizle o kadar gurur duyabilirsiniz. Aldığınız her şey, hormonlu gıdalardan giysilere, mobilyadan altına, abartılı kozmetikten takılara bu vahşi ekonominin daha da vahşileşip hızlanmasına sebep olur.

4)Geri dönüşüm yapın. Dünya kaynaklarının 1/3′ü tükendi bile. Dünya bu tüketim hızını kaldıramaz. Zaten yeraltından çıkarmış olduğumuz doğal kaynakları geri dönüşüme yollamalıyız. Çöplerinizi ayırdığınızda elinizde kalan organik atıkları kompost yapımında veya sokak hayvanlarını beslemek için kullanabilirsiniz. Geri dönüştürmediğiniz atıklar çöp yakma tesislerinde yakılır, bu da zehirli gazların çıkmasına sebep olarak sağlığımızı ve çevremizi tehdit eder.

5)Et yemeyi azaltın; Et yemenin sebep olduğu kalp ve damar hastalıklarını geçelim. Hayvanların beslendiği yemlerin GDO olduğunu da geçelim. Hayvanların tabağınıza gelmesi için çektiği işkenceleri ve yediği hormonları da geçelim. Bunlar haricinde çok büyük bir etkisi daha vardır et yemenin: 1 kg et üretmek için 13.000 litre su ve büyük miktarda fosil yakıt harcanır. Vejetaryenler uzun ve sağlıklı yaşar. Vejetaryenlik hakkında bilgilendikçe etsiz yaşayabileceğinizi görecek, kendinizi daha iyi ve hafif hissetmeye başlayacaksınız. Fazla kilolarınızı vermenin daha yüce ve daha güzel bir yolu olabilir mi? Ayrıca tasarruf yapmış olacaksınız, et yerine pek çok sağlıklı sebze alabileceksiniz. İnternette ihtiyacınız olan bütün bilgi var.

6)En doğal hakkınız olan yeşil enerjiyi talep edin; bütün bu sorunların en büyük sebeplerinden birisi fosil yakıtlardır. Evinizde mümkün olduğunca yalıtıma önem verin, enerji tasarruflu lambalar kullanın (vb bilgiler internette mevcut). Cebinizde biriktirdiğiniz parayı kendi evinize enerji tasarrufu sistemleri almak için harcayabilirsiniz. Ayrıca internette araştırdığınızda, bir evin kendi enerjisini üretebilmesi için gerekli teknolojiye günümüzde sahip olduğumuzu göreceksiniz. Tasarruf yapmanızı sağlayacak yatırımlar uzun vadede hem kendini amorti edecek hem de üstüne kâr etmenizi sağlayacaktır.

Bu stratejileri, tembel olmayan veya ciddi bir soruna sahip olmayan herkes uygulayabilir. Göreceksiniz ki, insanlar bir şey yapmak isterse önlerinde hiçbir şey duramaz. Doğaya karşı kurduğumuz şehirler bunların kanıtıdır. Şimdi doğa bizden intikam almadan saygı duymayı öğrenmeliyiz. Araştırdıkça göreceksiniz, zamanımız yok yarın bile çok geç, Küresel Isınma kapımıza dayandı bile.

Eğer bizim gibi düşünüyorsanız bilinçlenmek ve bilinçlendirmek için bize katılın:
http://www.facebook.com/bilinclihippilertoplulugu

Hippiler bu rezil, hastalıklı sistemden kopar ve uzaklara gider. Bilinçli Hippiler ise uzaklara kaçmanın bir şeyleri değiştirmeyeceğinin farkındadır. Sistemi içeriden değiştirir ve bunun içinse yukarıda sayılan 6 basit kuralı uygular.

Bir Cevap Yazın