Kategori arşivi: İnternet Sosyolojisi

Teknolojiyi Nasıl İnsancıllaştırıyoruz?

Clifford Nass ve Byron ReevesMedya Denklemi” teorisini ortaya attığında sene 1996’ydı. Bu teori, “Medya Denklemi Testi” diye adlandırılan ve 22 kişilik denek grubu ile gerçekleştirilen bir testin sonucu. Testte iki gruba ayrılan deneklere Amerikan Pop Kültürü ile ilgili sorular yöneltilmiş ve akabinde, sorular hakkında bir de anket cevaplamaları istenmiş. Birinci grup testi cevapladığı bilgisayarda anketi yanıtlarken diğer grup kağıda ya da başka bir bilgisayara anket yanıtlarını girmiş. Sonuç, epey ilginç. Birinci grup, testi yanıtladığı bilgisayarla arasında bir bağ kurarak ona karşı kibar davranmış ve soruların “gayet iyi” olduğunu söylemiş ama diğer grup, yani ankete kağıt-kalemle ya da başka bir bilgisayarla yanıt verenler testin “kötü” olduğunu belirtmiş.

Reeves ve Nass aynı testi bir de bilgisayarlara mikrofon ekleyerek gerçekleştirmişler. Sonuç yine aynı çıkmış. Testi yanıtladıkları bilgisayarda anket yanıtlayanlar, soruların “süper” olduğunu düşünmüşler, öyle olmasa bile.

medya denklemi Okumaya devam et

Kimlik kavramı internetle birlikte nasıl değişime uğruyor?

Tommy Edison doğuştan görme engelli. Renkleri; sarıyı, maviyi, yeşili, denizin, ağaçların rengini… Kısaca bizim görmekten mutluluk duyduğumuz renklerin hiçbirini bilmiyor. Hiçbir şey görmemiş. Dilde varolan sözcükler ona bir anlam ifade etmiyor. mesela, sıçtın mavisi.

Tommy ya da onun gibi doğuştan görme engelli birine sıçtın mavisini nasıl anlatabilirsiniz? Ben anlatamam. Ama insanlar denemiş, yıllar boyu. Bıkmadan usanmadan. O da sonunda pes edip, görme engellilerin renkleri nasıl tanımladığı ile ilgili bir video çekmiş.

Okumaya devam et

Bir Sosyologun Sosyal Medya İle İmtihanı

Sosyoloji benim için her zaman bir sığınak olmuştur. Kafa karışıklığımı giderebildiğim, toplumları, kültürlerini yargılamadan anlayabileceğim sınırsız kaynakla dolu sessiz bir liman. Her zaman içinde çığırtkanlar vardı bu bilimin ama benim kafamdaki çığlıklarımı dindirmeme neden oldu. Ne yazık ki bunu bizim devlet üniversitelerinde yapabilmek çok zor. Kimse alınmasın ama üniversitelerin sosyoloji bölümleri saman kağıtlara kurşun kalemlerle not alınmış, miadı çoktan dolmuş teorilerle öğretim yapmaya çalışan hocalarla dolu. Eğer içinizde birazcık sosyoloji aşkı yoksa, okuldan mezun olduktan sonra sudan çıkmış balık gibi karada nefes almaya çalışırsınız.

Sosyal medyaya giriş yaptığım son 3 senedir sosyal medyanın sosyolojisi üzerine okumalar yapıyorum. Bulabildiğim tüm makaleleri, blogları okuyor, işime yarayanları not edip gerisini geri dönüşüm kutusuna postalıyorum. Geçenlerde Avustralyalı bir hocanın bloguna denk geldim. Adı Deborah Lupton, Sydney Üniversitesi Sosyoloji Bölümünde görev yapıyor.

Bugün size Deborah Lupton’ın hikayesini anlatacağım.

digital_sociology

Okumaya devam et