Kimlik kavramı internetle birlikte nasıl değişime uğruyor?

Tommy Edison doğuştan görme engelli. Renkleri; sarıyı, maviyi, yeşili, denizin, ağaçların rengini… Kısaca bizim görmekten mutluluk duyduğumuz renklerin hiçbirini bilmiyor. Hiçbir şey görmemiş. Dilde varolan sözcükler ona bir anlam ifade etmiyor. mesela, sıçtın mavisi.

Tommy ya da onun gibi doğuştan görme engelli birine sıçtın mavisini nasıl anlatabilirsiniz? Ben anlatamam. Ama insanlar denemiş, yıllar boyu. Bıkmadan usanmadan. O da sonunda pes edip, görme engellilerin renkleri nasıl tanımladığı ile ilgili bir video çekmiş.

Tommy’nin YouTube hesabında görme engellilerle ilgili birçok soruya da yanıt var. Mesela “görme engelliler gözlerini açabilir mi?” “görme engelliler nasıl rüya görür?” ve en popüleri de “görme engelliler nasıl Instagram kullanır?”

Hatta, ben de bu Instagram videosu sayesinde Tommy ile tanıştım. Böyle neşeli, kendiyle barışık ve yaşamayı seven insanların internette var olması, çıtayı epey yükseltiyor.

 

YouTube, Facebook, Instagram gibi sosyal medya siteleri her birimizin kimliğini değiştiriyor.

İnternet öncesi dönemde engelli insanlarla engelli olmayanlar aynı tartının farklı kefelerinde gibiydi. Eskiden engellilere ne kadar kötü davranıldığını bilmem hatırlatmama gerek var mı? Yargılayan bakışlar, takma isimler… İnternet ile birlikte gerçek hayattaki kimlikler arasındaki ayrım yavaş yavaş kalkıyor. Engelli insanlar sosyal ağlarla birlikte diğer insanlarla eşit düzeyde ilişki kuruyor, utangaçlar, yalnızlık çekenler ya da kendilerini ifade etmekte zorlananlar sosyal ağlarda daha rahat ilişkiler kuruyor ve kendilerini daha rahat ifade edebiliyor.

Profesör Sir John Beddington tarafından İngiltere hükümeti için yapılan “Gelecekteki Kimlikler” başlıklı bir araştırmaya göre sürekli bağlantıda olmak önümüzdeki 10 yıl içinde toplumlarda köklü değişiklikler yaratacak. Sürekli bağlantıda olmanın bir diğer adı: Hyper-Connectivity

Hiper-bağlanırlık olarak da Türkçeleştirilen kavram Kanadalı sosyologlar Anabel Quan-Haase ve Barry Wellman tarafından 2001 yılında tanımlanmış. Terim, e-mail, anlık mesajlaşma, telefon, Web 2.0 servisleri gibi iletişim biçimleri ile bağlantıda kalmaya karşılık geliyor. Kişi-kişi, kişi-makine, makine-makine gibi değişkenleri olan bağlılıktan bahsediliyor. Bir günde milyarca aramanın yapılması, sms ve anlık mesajın gönderilmesi örnek olarak verilebilir.

öff

Her ne kadar rapor İngiltere’de kimliklerin değişen yapısının, topluluk ve sosyal bütünleşme kavramları üzerinde önemli etkilerde bulunacağına işaret etse, kişinin kimliğini şekillendiren din, etnisite, meslek ve yaş gibi unsurların, eskisine kıyasla daha az önemli olduğu vurgulansa da ve kimlik tanımlarının internetteki ilişkilerle ve video oyunlarındaki rollerle belirlendiğini söylese de ben bunun Türkiye için geçerli olduğunu inanamıyorum.

mali

Bir Cevap Yazın