Sosyal Medyada Var Olmanın Dayanılmaz Hafifliği

Teknoloji araçları gün geçtikçe değişmekte ve iletişim ya da paylaşım için kullandığımız sosyal ağlar evrilmekte! Dolayısıyla içerik dağıtımı için kullandığımız ortamlar da bu paralelde büyüyor. İletişim ve haberleşmede yaşanan değişimler,  sosyoloji bilimini de pazarlama stratejisinin bir parçası haline getiriyor.

Sosyal ağ çağında, geriye doğru bir adım atıp şirketler ve insanlar arasındaki iletişim köprüsünün “biz” olduğunu fark etmemiz gerekiyor. Ancak hepimizin bildiği gibi, sosyal medya çağında insanlar artık daha yüksek bir sese sahip. İyi ya da kötü kişiden kişiye etkinin güçlü bir kanalı haline gelmiş durumdayız. Geleneksel ve sosyal medya araçları ile, etki sahibi kişiler ve kullanıcılarla devam eden, başarılı ilişkileri kullanarak bütünleştirmek pazarlamanın geleceğidir. Yani ilişkiler, ister geleneksel ister yeni medya da olsun, her şeyin temeli olarak işlev görmekte.

İnternet kullanıcı sayısında yaşanan artış, yeni medyanın geleneksel medyanın birkaç adım önünde hızlı adımlarla yürümesi dahilinde, eğer ki kitlelere değil kişilere ulaştığımızı aklımızdan çıkarmazsak, bu bizi doğru ilgi alanında tutacaktır. Özellikle Web 2.0 ile birlikte hayatımıza giren toplumsal paylaşım ağları ve sosyal medya araçları, zaman içinde evrimleşti. Sayıları hızla artmakta. Tabii ki bu rekabet içinde, kimileri başarı grafiğini arttırırken bazıları da yayın hayatına devam etmemeyi tercih ediyor. Bu noktada yapmamız gereken en önemli şey, elbette ki sosyal ağları hafife almamak fakat aynı zamanda bizi boğmalarına da izin vermemek.

Annem ve babam 50’li yaşlarını yaşıyor. Kimi zaman onlardan şöyle cümleler duyuyorum: “Facebook’a nasıl fotoğraf yükleyebiliriz? Twitter da ne?”

Amerikalı Sosyolog Brian Solis’e göre bu farklı nesillerin iletişim yöntemleri arasındaki boşluğun klasik bir örneği.

Öncelikle, piyasada her zaman yeni bir takım araçların olacağını anlamak lazım. Olayın çok içinde olmayanlara göre bu durum yıldırıcı olacak. Genç nesiller şimdiden kendi aralarında sosyal ağlar ve sosyal araçlar üzerinden haberleşiyorlar ve bir kere doğru şekilde yönlendirildikten sonra daha stratejik çevrimiçi sohbetlere katılmak için avantajlı durumdalar. Ancak geri kalanlar için umutlar tükenmiş değil. Yetişmek için yalnızca biraz daha çaba sarf etmek gerekiyor.

Yani aslında hepimizden beklenen bu ağlara bir ölçüde katılım sağlamamız. Sosyal ağları reddetmeden önce onların sosyolojisini anlayarak bu evrime bir şekilde dâhil olmamız gerekiyor. Çünkü onlar, bir birey eksik ya da fazla, hızla evrilmeye ve çoğalmaya devam ediyorlar. Elbette, sosyal medyayı yönlendiren ve tanımlayan sohbetlerin de özgün ve katılımcı bir yaklaşımı olmalı. Dolayısıyla sosyal medyada var olmadan önce bu topluluğu tanımlayan dinamikleri anlamak dahası sosyolojik altyapılarını incelemek gerekir.

Bir Cevap Yazın