Sosyal medyanın uzmanıyım, iletişimin hastasıyım

Son zamanlarda sosyal medyanın iletişim sosyolojisi üzerine kafa yormaktan, okumalar yapmaktan ve hatta sadece okumaktan o kadar uzaklaştım ki sürekli eski bilgilerimden yiyormuşum gibi geliyor.

Sosyal medya uzmanıyım demek kolay ama eğer kendinizi sürekli geliştirmiyor, yeniyi takip etmiyor, tiyatroya gitmiyor ya da çizgi film izlemiyorsanız olduğunuz yerde kalıyorsunuz. Hatta sosyal medyada bu durum yokuş aşağı düşmek gibi. Oysa ki planlama yapmak için kendinizi dinlemeniz gerekiyor. Tıpkı uçaklardaki güvenlik anonslarında, bebekli annelerin kabin basıncının düşmesi durumunda önce kendilerine maske takmalarının ardından bebeklerini korumaları gerektiğinin hatırlatılması gibi.

sosyal medya-itiraf

First me, then you. :)

Geçenlerde Devrim Demirel‘in blogunda okuduğum yazıdan ilham alarak kendime birkaç not: Ayda 1 tiyatro oyunu ve daha az dizi izle. Konserler önemli. Etkinlikler takip edilecek. Takip edemediğin onlarca blog reader’dan silinecek. Zite, pulse ve flipboard kalp kalp kalp. Blogu aktif kullan.

(Geç gelen edit: YAPAMADI)

Bir Cevap Yazın