Twitter Röportajları: @ortadunyasakini

Biz eskiden ünlü isimlere hayrandık. Televole, paparazzi programları ile keşfettiğimiz ünlülerin “ışıltılı” hayatları, televizyonun camından yansıyarak karanlık oturma odalarımızı aydınlatırdı. Hatta o kadar kapalıydı ki zihnimiz birçok yaşıtımız ünlü olmak için evde kaçtı ve diğerleri evden kaçan ufacık kızların yol kenarlarında biten acıklı öykülerinden kitaplar yazdı, biz de cıkcık diye diye onları okuduk. Hiç unutmam ortaokulda mıydım neydim, annemle kuaföre gitmiştik bir gün. Dönemin en popüler Türk şarkıcısı Doğuş ve onun “Gamsııız, Vicdansııız” isimli oldukça acıtasyon şarkısı Kral Tv’den kuaförün buğulu camlarına baskı yapıyor, acı nedir bilmeyen ufacık yüreğim saçma sapan bir şekilde sızlıyordu. Anlamıyordum neden bu kanal açık, neden Doğuş dinliyoruz ki? Meğer orada çalışan kız, Doğuş hayranıymış. Doğuş’a ulaşmak için mektuplar mı yazmamış, konserlerine mi gidip bağırmamış. Ulaşamamış tabii.

Aradan yıllar geçti, şimdi düşünüyorum da, artık istediğiniz herkese ulaşabiliyorsunuz. Six degrees of separation deneyini biliyorsunuzdur. Yani bu deney o zaman da geçerliydi ama artık daha kolay. Ünlülerin çoğu ile sanki kanka, akraba, eş-dostmuşçasına sohbet edebiliyorsunuz. Hatta bazen onlar size hayran oluyorlar. Bunun örnekleri mevcut.

hayran

Eğer Twitter’da kayda değer, dişe dokunur paylaşımlarınız varsa yıllarca televizyon ekranlarından hayran hayran izlediğiniz insanlar bir anda sizin takipçiniz oluveriyor. Birçoğu inanılmaz eğlenceli tweetler yazıyor, bir kısmı kırk yıl düşünseniz akla gelmeyecek zeka pırıltılı tespitler yapıyor. Nasıl oluyor da bu kadar popüler oluyorlar? Nasıl farkediliyorlar? Bunun bir sırrı var mı?

Madem merak ediyorum o zaman ben de böyle bir seriye başlayayım dedim. İlk konuğum @ortadunyasakini Ben sordum o yanıtladı, siz de okuyun o zaman :)

Sizi kısaca tanıyalım efem.

Makul ve alter egosu bir roman kahramanı olması dışında Kocaeli Üniversitesi’nde Radyo Sinema Tv okuyan bir son sınıf öğrencisiyim. Yakın zamanda İstanbul’a yerleştim ve şu anda senarist yardımcılığı yapıyorum. Kişisel internet radyom olan Makul Radyo’da sosyal medyanın öne çıkan isimlerinin katıldığı, kendi yörüngesinde eğlenceli olan bir radyo programı hazırlıyorum. Bunun dışında ise birtakım blog yazarlıkları.

ortadunyasakini

Ne kadar zamandır Twitter’dasın? Neden Twitter hesabı açtın? Bir beklentin var mıydı?

Aktif olarak 2010 Temmuz ayından bu yana, hemen hemen 1.5 yıldan beri Twitter’dayım. Ekseninde internet olan kişisel bir projemi desteklemesi ve tanıtması amacı ile Twitter’ı kullanmaya başlamıştım. Bunun dışında bir beklentim yoktu.

Peki nasıl bu kadar çok takipçin oldu? Bunun bir sırrı var mı? Varsa biz de bilelim.

“Gregor Samsa bir sabah uyandı ve kendisini on binlerce kişi tarafından takip edilen bir FENOMEN (ironi’den anlamayan nesil’e aşina değiliz)e dönüşmüş olarak buldu. ” Hayır, elbette böyle olmadı tabi ki. Kendi halinde yazan biri iken ünlü bir gazeteci ve on binlerce kişi tarafından takip edilen, aktif bir Twitter kullanıcısı Rahşan Gülşan’ın yazdığım bir tweet’i retweet etmesi sonucu takipçi sayım hızla artmaya başladı. Sonrasında ise yüksek izleyici sayısı olan (sizin fenomen olarak tabir ettiğiniz) yazarlar beni takibe aldılar ve diğer twitter kullanıcılarına önerdiler. Bu şekilde izleyici sayım yükselmeye başladı.

Takipçi sayısının arttırılmasında coca cola’nın gizli formulü gibi bir durum söz konusu değil. Şayet tarzınız özgün ise ve fikrinizi net bir şekilde anlatabiliyorsanız, ya da anlatamayıp, anlatırmış gibi yaparak buğulu ve derin makyajlı tweetler yazabiliyorsanız, insanların takibine mazhar olabilirsiniz.

Tabi bunun dışında belli başlı birtakım etik olmayan yöntemler de mevcut. İzleyici sayısı yüksek olan yazar (fenomen) ahbap ve dostlar edinerek yazdığınız tweetleri RT etmelerini sözlü ve yazılı taciz ile sağlamak. Cuma günleri ise FF ile diğer kullanıcılara sunulma ritüeli. Bir nevi pr çalışması diyebiliriz. Ha bir de ahmakların yapmaktan hiç çekinmediği bir yöntem var ki bunu Twitter’a yeni başlayanlara hiç önermiyorum. Çünkü sonrasında onlar hakkında pek iyi şeyler düşünmüyoruz (içten gelen sövgüler vs). Bu yöntem de şu; öncelikle binlerce kişiyi takibe alıp onların da sizi takibe almasını sağladıktan bir süre sonra onları takip etmeyi bırakarak “az kişiyi takip eden ve binlerce kişi tarafından takip edilen cool yazar” olma eğilimi. Tasvip etmiyor, sövüyor ve kınıyoruz.

Sence takipçi sayısı önemli mi?

Benim şahsi kanaatim olmadığı yönünde. İletişim sektöründe olan biri olarak günde yüzlerce kişi tarafından takibe alınmak yerine bir gazeteci, yazar, oyuncu, yönetmen, yapımcı tarafından takibe alınmak bu işi yapan biri olarak benim için çok daha önemli. Takipçi sayısının yüksek olması “iyi yazar” olmanın kıstaslarından biri olarak görünse de maalesef durum pek öyle değil. Bir nevi “boyu değil işlevi” sendromu fakat sosyal medya hakkında pek fikri olmayan insanların gözünde iyi bir intiba sağlamak adına yüksek izleyici sayısı önemli. Bunun birtakım getirileri var. Kitap yazmak, televizyon programlarına konuk olmak ve çalışmayı hayal ettiğiniz şov programında editörlük yapmak gibi. Bir dakika? Olmadığını mı söylemiştim? Şu an yanılma ihtimalimi gözden geçiriyorum.

Twitter takipçilerinin üzerinden para kazanıyor musun? Reklam teklifleri, iş teklifleri yağıyor mu?

“İzleyicilerinizin duygularını istismar ediyor musunuz?” diyebilme ihtimaliniz beni bir an endişelendirmedi değil (gülüşmeler). Evet kazanıyorum, kazandığım para ile de altılı ganyan ve çeşitli bahis oyunlarında paramı üçe, dörte katlayarak günümü gün ediy.. İşin şaka kısmı bir yana, hayır kazanmıyorum. En azından direkt olarak. Şu anda yapmış olduğum işi Twitter ve blogum vasıtası ile buldum. Bir de müstesna ev arkadaşım @nivranar_ ‘ı . Diğer yüksek izleyici sayısına sahip yazarlar gibi viral reklam teklifleri almadım (şair burada reklamverenlere sesleniyor öğretmenim) . Ama bahsettiğim gibi şu anda yapmış olduğum işi bu mecralar vasıtasıyla buldum. Reklam teklifleri demişken; Makul Radyo gibi güzide bir internet radyosuna sponsor olmak isteyen dijital reklam ajansları yok değdjhksktlht. Ama siz bunu değiştirebilirsiniz (gülüşmeler) .

Görüyorum ki Twitter’daki ünlülerin hepsi birbirini tanıyor, birbirleri ile mention usulü konuşuyorlar. Gerçek hayatta da arkadaş mısınız peki?

Ne derler bilirsin, Dünya küçük bir yer. Keza Twitter da öyle. Twitter’dan gerçek hayatta da arkadaş olduğum çok özel insanlar var fakat bu bir elin parmağını geçecek kadar yüksek bir rakam değil.

Twitter’da takipçilerinizle ilgili yaşadığınız ilginç bir anı var mı? Mesela @allahcc’ye tehdit mesajları yağıyormuş. Zaman zaman bana çok gülmemle ilgili ağır şeyler söyleniyor :/

İlginç denebilecek bir anım yok fakat formspring’de neden komik yazmadığıma dair serzenen birkaç kişi olmuştu. Bu, bana tuhaf geliyor. Sanırım oradan insanların mental ihtiyaçlarını karşılamakla mükellef bir köle intibası ya da soytarı profili çiziyoruz.

Twitter dışında aktif olarak hangi platformları kullanıyorsun? O platformlarda da bu kadar çok takipçin var mı? Örneğin blog?

Twitter dışında en aktif olarak kullandığım mecra Tumblr. Benim için bilinçaltı görevi üstleniyor. Onun dışında 8tracks.com ve stereomood.com gibi internet radyoları, blogspot ve sözlükleri aktif olarak kullanıyorum. Türkiye’deki popülaritesi yeni yeni artmaya başlamış olan Tumblr’da 2 binin üzerinde bir izleyici kitlesi tarafından takip ediliyorum. Neden bilmiyorum fakat Tumblr’daki takipçi sayım Twitter’a nazaran beni daha mutlu ediyor. Yakın zamanda Turkcell’in sponsor olduğu Blog Ödülleri 2011, Kişisel Blog kategorisinde de bu blog ile yarışacağım. Sonucunu şimdiden çok merak ediyorum. Bahsettiğim blog şurada; http://ortadunyasakini.tumblr.com/

Kafan atsa bu kadar takipçiyi bırakıp Twitter intiharı denen şeyi yapar mısın?

Daha evvel yapmayı birkaç kez düşünmüştüm fakat sonrasında tekrar dönebilme ihtimalime karşılık kapatmak yerine askıya almayı tercih ettim. Eğer bir gün kapatırsam siz bu satırları okurken çok uzaklarda olacağım (gözleri ufka dalar).

Sence Türklerin sosyal medyayı bu kadar sevmesinin nedeni nedir?

Bana göre en önemli etken; öncelikle “sosyal” olması. Malum, Türk genci tanışmak ister. Bunun dışında ise; maalesef tembel olmamız, fikir üretmek yerine üretilen mevcut fikri copy paste, rt ederek ve “like” layarak kendimizi ifade edebiliyor oluşumuz. Üstelik bedava. Daha ne olsun?

Bir Cevap Yazın